EKONOMİ
Giriş Tarihi : 16-04-2021 12:10   Güncelleme : 16-04-2021 12:15

Türkiye-Mısır ittifakı iki ülke için yeni kapılar açabilir

BAU Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi Başkanı Cihat Yaycı, Türkiye ile Mısır'ın aralarında geliştirecekleri iyi ilişki ve iş birliği sayesinde Doğu Akdeniz ve dünya enerji piyasasında etkili güç olacağını bildirdi.

Türkiye-Mısır ittifakı iki ülke için yeni kapılar açabilir

Bahçeşehir Üniversitesi (BAU) Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi Başkanı Cihat Yaycı, Mısır ile Türkiye'nin ortak menfaatleri bakımından yakın gelecekte görüşmeler yapmasının muhtemel olduğunu bildirerek, "Mısır, Türkiye ile uluslararası hukuk prensipleri doğrultusunda bir sınır anlaşması imzalarsa çok daha fazla deniz alanı kazanabilir." ifadelerini kullandı.
Yaycı, Türkiye ve Mısır'ın ekonomi, güvenlik, deniz yetki alanları başta olmak üzere bir çok alanda ortak menfaatlerinin bulunduğu potansiyel iş birliği alanları olduğunu belirtti.

Mısır'ın Doğu Akdeniz'de hidrokarbon çalışmaları için çıktığı ihalede Türkiye'nin kıta sahanlığını dikkate alarak bir sınır çizmesinin iyi ilişkiler kurulması niyeti olarak yorumlanabileceğini dile getiren Yaycı, "Yunan hak iddiasında 18. parselin Yunanistan münhasır ekonomik bölgesinde kalmasına rağmen, bizim öngördüğümüz sınırlara göre bu parselin Mısır münhasır ekonomik bölgesinde kalması da Mısır'ın bizimle bir anlaşma yapması dahilinde kazançlı çıkacağının göstergesidir. Mısır ile Türkiye'nin ortak menfaatleri açısından yakın gelecekte masaya oturması muhtemeldir." dedi.

Yaycı, Mısır gibi büyük kıyı uzunluğuna sahip bir ülke ile GKRY arasında 2003'te yapılan anlaşmada uluslararası hukukun orantılılık prensibine uyulmadığına şaret ederek, "Mısır, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi yerine Türkiye ile bir sınırlandırmaya giderse 11 bin 500 kilometrekare daha, yani Kıbrıs Adası yüzölçümünden fazla, deniz alanı kazanacaktır."yorumunu yaptı.

Yunanistan'ın Mısır ile deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması imzalaması halinde Mısır'ın 15 bin kilometrekare deniz alanı kaybedeceğine işaret eden Yaycı, şunları kaydetti:

"Öte yandan, Mısır Türkiye ile uluslararası hukuk prensipleri doğrultusunda bir sınır anlaşması imzalarsa çok daha fazla deniz alanı kazanabilir. Mısır ve Türkiye'nin hak ve menfaatleri aynı noktaya çıkmaktadır. Doğu Akdeniz'de en uzun kıyı şeritlerine sahip ülkeler olan Mısır ve Türkiye'nin anlaşma yapması önemli ve gereklidir. Böylelikle, iki devlet hak ettikleri büyüklükte deniz yetki alanına ve dolayısıyla enerji kaynaklarına sahip olacaklardır. Türkiye ile Mısır, aralarında geliştirecekleri iyi ilişki ve iş birliği sayesinde Doğu Akdeniz ve dünya enerji piyasasında etkili güç olacaklardır."

"Anlaşma durumunda Türk şirketleri Mısır sularında hidrokarbon arayabilecek"

Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Öğretim Görevlisi Muhammed Süleyman Al-Zawawy de Doğu Akdeniz'de olası Türkiye-Mısır ittifakının iki ülke için yeni kapılar açacağına vurgu yaparak, "Türk şirketleri Mısır sularında hidrokarbon aramaları için ihalelere katılabilecek. Bu durumda kimse enerji pazarından aslan payını alan Batılı şirketlerle adaletsiz kontratlar imzalamak zorunda kalmayacak." değerlendirmesinde bulundu.

Mısır'ın, teknolojide bölgesel bir güce dönüşen Türkiye ile iş birliğine gitmesinin önemine dikat çeken Al-Zawawy, bu kapsamda Türkiye'den enerji teknolojilerinin ithal edilebileceğini aktardı.

Al-Zawawy, iki ülke arasında beklenen anlaşmanın Türkiye, Mısır ve Libya'nın deniz sınırlarını ihlal eden EastMed Doğalgaz Boru Hattı Projesi'ni de aksatacağına vurgu yaparak, "Kahire'nin son 10 yılda Doğu Akdeniz'de kurduğu ittifakları değiştirmesi bölgedeki tüm denklemi yeniden şekillendirebilir. Hatta İsrail, Güney Kıbrıs Rum yönetimi ve Yunanistan'ın Doğu Akdeniz gazını İtalya üzerinden Avrupa'ya ihraç etmek için planladığı 6 milyar dolarlık boru hattı projesi sebebiyle Mısır'ın bölgedeki politikasında bir değişme olduğunu söyleyebiliriz." dedi.

Bu durumda, boru hattına ortak olmayan Mısır'ın önünde iki seçenek kaldığını söyleyen Al- Zawawy, LNG terminallerinde sıvılaştırdığı gazı tankerlerle Avrupa'ya taşıma seçeneğinin maliyetli olduğunu ve Mısır'ın enerji merkezi olma hedefini engelleyeceğini belirtti..

Al- Zawawy, diğer seçeneğin ise Mısır gazını Ürdün, Lübnan ve Suriye üzerinden Türkiye'ye ulaştıracak Arap Doğalgaz Boru Hattı Projesi olduğunu dile getirerek, "Bu seçenekle Mısır hem büyük bir enerji tüketicisi olan Türkiye'ye hem de Türkiye üzerinden Avrupa'ya gazını iletebilir. Söz konusu hattın önünde başka engeller olsa da Ankara ve Kahire bu seçeneği değerlendirmek için birlikte çalışmalı." şeklinde konuştu.

Diğer taraftan, Mısır'a karşı İsrail'in enerji sektörünü destekleyen Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) Mısır'a büyük bir darbe vurduğunu belirten Al-Zawawy, şu ifadeleri kullandı:

"BAE, Süveyş kanalını baypas ederek İsrail'in Aşkelon Limanı ile Körfez'i birleştiren bir hat üzerinde İsrail ile anlaştı. Ancak bu hızlı dönüşümler nihayetinde Kahire ve Ankara'nın önderliğinde yeni bir eksen oluşumunu destekleyecektir. Yine de Mısır'ın isteklerine karşın birçok dış etken mevcut. Mısır, bölgedeki hidrokarbon aramalarını Batı teknolojisine bağımlı olarak yürütürken, Türkiye yabancı şirketlerin taahhütü altına girmekten ziyade kendi imkanları ve yeteneklerini kullanıyor."