EKONOMİ
Giriş Tarihi : 19-04-2021 11:36   Güncelleme : 19-04-2021 11:36

Deniz üstü rüzgar enerjisi potansiyeli 75 gigavat düzeyinde

DÜRED Yönetim Kurulu Başkanı Murat Durak, deniz üstü rüzgar enerjisi santrali projesinin gerçekleştirilmesi için Marmara ve Ege Bölgesi'ndeki bazı limanlarda çalışmaların belli bir düzeye geldiğini dile getirdi.

Deniz üstü rüzgar enerjisi potansiyeli 75 gigavat düzeyinde

Denizüstü Rüzgar Enerjisi Derneği (DÜRED) Yönetim Kurulu Başkan Murat Durak, Türkiye'nin toplam deniz üstü (Offshore) rüzgar enerjisi potansiyelinin 75 gigavat seviyesinde olduğunu vurgulayarak, "Deniz üstü rüzgar enerjisi santrali projesinin gerçekleştirilmesi için Marmara ve Ege Bölgesi'ndeki bazı limanlarda çalışmalar belli bir aşamaya geldi"  ifadelerini kullandı.

Durak, 5 Nisan 2021'de faaliyetlerine başlayan ve "Mavi Vatanın Enerjisi" sloganını ilke edinen DÜRED'in, Türkiye'de deniz üstü rüzgar enerjisi santral yatırımlarının yapılması, geliştirilmesiyle denizcilik ve enerji sektörünün bir araya getirilmesi amacı doğrultusunda kurulduğunu aktardı.

Türkiye'de en büyük açık deniz rüzgar enerjisi potansiyelinin saniyede 9 metre hıza ulaşan Ege Bölgesi olduğunu söyleyen Durak, "Teknik olarak bu bölge 6 gigavat sabit santral, 19 gigavat da yüzer santral olmak üzere toplam 25 gigavat potansiyele sahip. Ege Bölgesi'ni rüzgar hızlarının saniyede 7 ile 8 metreye ulaşan Marmara ve Karadeniz Bölgeleri takip ediyor." dedi.

Durak, karasal alanlarda inşa edilen rüzgar enerjisi santralleriyle karşılaştırıldığında deniz üstü rüzgar santrallerinin daha maliyetli olduğunu ancak yüksek enerji üretimiyle bu maliyetin dengelendiğini söyledi.

Enerji ihtiyacının üçte ikisinden fazlasını ithalat yoluyla karşılayan Türkiye'nin arz güvenliğinin sağlanması için bütün yerli ve milli kaynaklarını kullanılması gerektiğini belirten Durak, şunları kaydetti:

"Deniz üstü rüzgar enerjisi potansiyelimiz düşünüldüğünde, gerek enerji kaynak çeşitliliği açısından, gerekse yenilenebilir kaynak olması sebebiyle elektrik üretiminde kullanılması elzemdir. Ayrıca ülkemizin deniz üstü yapılar konusunda ilerlemesi için bu tip santraller konusunda deneyime ihtiyaç vardır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Stratejik Planında, yakın gelecekte toplam 10 bin megavat kapasiteli deniz üstü rüzgar enerjisi projelerinin gerçekleştirilmesi planlanıyor. Araştırmalar, Türkiye'nin toplam açık deniz rüzgar enerjisi potansiyelinin 50 metreden daha az derinlikte 12 gigavat sabit santral, 50 ile 1000 metre derinlikte de 57 gigavat yüzer santral potansiyeli bulunduğunu gösteriyor. Bu alanların haricinde de az da olsa potansiyel mevcut. Ayrıca kapasitesi artan türbinler sayesinde rüzgar üretim gücü de artıyor. Böylelikle, yapılan araştırmalar Türkiye'nin toplam deniz üstü rüzgar enerjisi potansiyelinin 75 gigavat seviyesinde olduğunu gösteriyor. Deniz üstü rüzgar enerjisi santrali projesinin gerçekleştirilmesi için Marmara ve Ege Bölgesi'ndeki bazı limanlarda çalışmalar belli bir aşamaya geldi. Bu potansiyelin değerlendirilmesi için Türkiye hazır, sektörde iş gücü ve ekipman mevcut."

Durak, yakın dönemde deniz üstü rüzgar enerjisi santralleriyle ilgili yasal altyapı ve ihale süreçlerin hız kazanacağını bildirdi.

Dernek olarak ilgili kurum ve kuruluşlarla koordineli çalışma planladıklarını dile getiren Durak, "Ülkemizin son yıllarda denizcilik sektöründe kayda değer ilerlemesi ve karasal rüzgar enerjisinde edindiği deneyim ve know-how, deniz üstü rüzgar teknolojisi kullanımının en önemli avantajıdır." yorumunu yaptı.

Deniz üstü santrallerin avantajları

Durak, deniz üstü rüzgar santrallerinde yer alan ve enerji üretiminde verimlilik sağlayan avantajlar hakkında aydınlattı.

Denizde rüzgarın daha yüksek şiddette olması nedeniyle deniz üstü santrallerde enerji üretiminin karasal santrallere oranla yüksek olduğunu söyleyen Durak, sözlerine şöyle devam etti:

"Rüzgarın sürekliliğinin daha fazla olması ve pürüzsüzlüğün düşük olması enerji üretiminde bir avantaj olarak karşımıza çıkıyor, bunun yanında daha düşük türbülans, karada rüzgar santrali yapılan alanların azalması, kara projelerinde imar sıkıntılarının artması bu projeler için avantaj teşkil ediyor. Ayrıca deniz üstü projelerinde kamulaştırma bedellerinin olmaması, yaşam alanlarından uzak olduğu için görüntü ve gürültü kirliliğine sebep olmaması, deniz ulaşımının kara ulaşımına kıyasla daha kolay ve ucuz olması sebebiyle ulaştırma maliyetindeki tasarruflar, bölgesel gelişim ve istihdam sağlama ve denizsel endüstri ve teknolojilerin gelişerek istihdamın artması sebebiyle deniz üstü santraller karasal santrallere göre enerji üretiminde avantajlı hale geliyor. "