EKONOMİ
Giriş Tarihi : 23-03-2021 14:53   Güncelleme : 23-03-2021 14:53

2021 Küresel Riskler Raporu sonuçları yayımlandı

Yayımlanan 2021 Küresel Riskler Raporu'na göre, 2 yıl içerisinde gerçekleşmesi beklenen küresel tehditler arasında istihdam ve geçim krizleri, geniş çaplı gençlik hayal kırıklıkları, dijital eşitsizlikler ve ekonomik durgunluk listenin başında geliyor.

2021 Küresel Riskler Raporu sonuçları yayımlandı

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Marsh Türkiye ve Zurich Sigorta iş birliğiyle hazırlanan 2021 Küresel Riskler Raporu  sonuçları, düzenlenen çevrim içi toplantıda açıklandı.

Gerçekleşen toplantıda değerlendirmede bulunan TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Barış Oran, son bir yıldır iş yapma, iletişim, alışveriş, eğitim gibi birçok alanda dijital dönüşümün etkilerinin kaydedildiğini vurgulayarak, bu süreci verimli şekilde yönetme ve bu alanda yapılacak hamleleri çok önemsediklerini belirtti.

Yaşadıkları dönüşümün; fırsatların yanı sıra yeni riskleri de doğurduğunu vurgulayan Oran, dijitalleşme ve teknolojiye erişimdeki dengesizliklere değindi. 

Oran, "Tıpkı aşılamanın eşit olmayan dağılımında gördüğümüz gibi birtakım toplumsal maliyetleri de beraberinde getiriyor. Bu alanda artacak eşitsizliğin toplumsal kırılganlığı artırması ve kapsayıcı toparlama ihtimalini zayıflatması önemli bir risk. Eğitim başta olmak üzere eşitsizliklerin neden olabileceği bu riskler, toplumun refahı için doğru yönetilmek zorunda." dedi.

Raporun Kovid-19 kaynaklı risklere işaret ettiğini belirten Oran, salgının son 10 yıldaki kazanımlara negatif etkilerine vurgu yaptı.

Gelecek 10 yılda olağanüstü hava olayları bekleniyor

Edinilen bilgiye göre, Dünya Ekonomik Forumu'nun bu yıl yayımlanan Küresel Riskler Raporu'nda, Küresel Risk Algı Anketi sonuçlarından ortaya konan diğer risklerle birlikte Kovid-19 salgınının yarattığı riskler kapsamlı olarak ele alınıyor.

Raporda, salgından çıkartılacak derslerden ve tarihsel risk analizinden faydalanarak dayanıklılığı artırmaya yönelik öneriler de aktarılıyor.

Olağanüstü hava koşulları, dijital eşitsizlik ve siber güvenlik  risklerinin göze çarptığı raporda, kısa vadede salgınla ivme kazanan sağlık, ekonomik ve teknolojik eşitsizliklerin toplumsal uyumun ve genç neslin üzerinde yaratabileceği baskıya vurgu yapıyor. İklim değişikliğinin olumsuz sonuçları hakkında küresel iş birliğinin önemi de beirtiliyor.

Küresel Riskler Raporu 2021'de en son gerçekleştirilen Küresel Risk Algı Anketi'nin sonuçları açıklanırken, büyüyen sosyal, ekonomik ve endüstriyel bölümlerin analizine, bunların birbirleriyle olan ilişkierine ve toplumsal uyum ile küresel iş birliği gerektiren büyük küresel riskleri çözme becerisi üzerindeki etkilerine değiniliyor. Raporda, salgından çıkartılacak derslerden ve tarihsel risk analizinden faydalanarak dayanıklılığı artırmaya yönelik öneriler yer alıyor.

Açıklanan rapora göre, gelecek 10 yılda gerçekleşme ihtimaline göre en önemli riskler arasında olağanüstü hava koşulları, iklim değişikliğinin iyileştirilmesi konusunda başarısızlık ve insan kaynaklı çevresel tahribat, dijital eşitsizlik ve siber güvenlik başarısızlıkları bulunuyor. Bu süreçte etkisinin şiddetine göre en önemli riskler arasında bulaşıcı hastalıklar ilkt sırada yer alırken, bunu iklim değişikliğinin iyileştirilmesi konusunda başarısızlık ve diğer çevresel riskler itakip ediyor. Bunlara ek olarak kitle imha silahları, geçim krizleri, borç krizleri ve bilgi teknolojileri altyapısının çökmesi de yer alıyor.

İstihdam ve geçim krizleri kritik bir tehdit boyutuna dönüşecek

Bahsi geçen risklerin dünya için ne zaman kritik bir tehdit haline dönüşeceği ise en yakın tehditler arasında (büyük olasılıkla gelecek 2 yılda gerçekleşmesi beklenenler) istihdam ve geçim krizleri, geniş çaplı gençlik hayal kırıklıkları, dijital eşitsizlikler, ekonomik durgunluk, insan yapımı çevresel zararlar, toplumsal uyumun yok olması ve terörist saldırılar bulunuyor.

Varlık balonları, fiyat istikrarsızlığı, emtia şokları ve borç krizleri gibi ekonomik riskler, 3-5 yıllık zaman diliminde belirgin bir şekilde öne plana çıkıyor. Bunu devletler arası ilişkiler ve çatışmalar gibi jeopolitik riskler takip ediyor. 5-10 yıllık zaman dilimini ise biyolojik çeşitlilik kaybı, doğal kaynak krizleri ve iklim değişikliğinin iyileştirilmesi ve uyum çabaları konusunda başarısızlık gibi çevresel risklerle birlikte kitle imha silahları, teknolojik ilerlemenin olumsuz etkileri ve devletlerin veya çok taraflı kurumların çöküşü gibi riskler hükmediyor.

Ekonomik kırılganlık ve toplumsal bölünmeler artacak

Rapora göre, sağlık, eğitim, finansal istikrar ve teknolojideki temel dengesizlikler; krizin belirli grupları ve ülkeleri ölçüsüz bir şekilde etkilemesine neden oldu. Sadece 2 milyondan fazla can kaybına neden olmakla kalmayan Kovid-19'un ekonomik ve uzun vadeli sağlık etkileri, yıkıcı sonuçlar yaratmayı sürdürüyor.

Salgının ekonomik şok dalgası, eşitsizliği ani bir şekilde çoğaltacak ancak eşitsiz bir toparlanma riski de yükselebilecek. Sadece 2020'nin ikinci çeyreğinde 495 milyon çalışma saatine eş değer istihdam kaybı gerçekleşti.  

Dijital uçurum endişe yaratıyor, gençler hayal kırıklığı yaşıyor

Kovid-19, 4. sanayi devrimini hızlandırarak insan etkileşiminin, e-ticaretin, çevrim içi eğitimin ve uzaktan çalışmanın yaygınlaşmasına olanak tanıdı. Bu değişimler, salgından çok sonra bile toplumu dönüştürecek ve tele çalışma ile hızlı aşı geliştirme yeteneği gibi büyük faydaları sağlayacak

Ancak bu değişimler aynı zamanda durumu daha da kötüleştirme ve eşitsizlik yaratma riski de barındırıyor. Dijital eşitsizlik, ankette "kritik bir kısa vadeli tehdit" olarak ntelnedirildi.

Dijital sıçrama bazı gençlere fırsatlar sunarken, birçok genç hala istihdam sorunuyla karşı karşıya. Dünya çapında genç yetişkinler, 10 yılda ikinci büyük küresel krizlerini yaşıyor. Çevresel bozulmaya, finansal krizin sonuçlarına, artan eşitsizliğe ve endüstriyel dönüşümün aksamasına maruz kalan genç nesil, eğitimleri, ekonomik beklentileri ve akıl sağlığı açısından ciddi zorluklarla yüzleşiyor.

Küresel Risk Algı Anketi'ne göre, "gençlik hayal kırıklığı" riski, küresel topluluk tarafından büyük ölçüde göz ardı ediliyor ancak kısa vadede dünya için kritik bir tehdit oluşturacak. Şimdiki nesil, gelecekteki fırsatlardan mahrum kalırsa ve bugünün ekonomik ve politik kurumlarına olan inançlarını yitirirse, büyük çabalarla elde edilmiş toplumsal kazanımlar da kaybedilebilir.

Küresel iş birliği zayıfladıkça iklim değişikliği riski büyüyor

İklim değişikliği, yıkıcı bir risk olmayı sürdürüyor. Dünya çapında karantinalar küresel emisyonların 2020'nin ilk yarısında düşmesine neden olsa da daha öncesine dayanan kanıtlar, emisyonların geri dönebileceği konusunda uyarıyor. Daha yeşil ekonomilere geçişin, salgının etkileri geçene kadar ertelenemeyeceği fark ediliyor.

Salgına verilen tepkiler, istikrarı tehdit eden yeni iç ve jeopolitik gerilimlere yol açtı. Dijital bölünme ve gelecekteki "kayıp nesil", sınırlar içindeki sosyal uyumu test etme eğiliminde. 

Riskleri yönetmek ve dayanıklılığı artırmak için daha iyi yollar mevcut

Dikkate değer kararlılık, iş birliği ve inovasyon örneklerine rağmen bir çok ülke, küresel salgın esnasında kriz yönetiminin bazı yönleriyle savaştı. Kesin dersler çıkarmak için erken olsa da Küresel Riskler Raporu, Kovid-19'a verilen yanıtın 4 temel alanına bakarak küresel hazırlık durumunu yansıtıyor. Bu alanlar; "kurumsal otorite", "risk finansmanı", "bilgi toplama ve paylaşma" ile "ekipman ve aşılar" alanları.

Rapora göre, krizden çıkarılacak dersler; risk süreçleri ile risk kültürünü geliştirmek yerine karar vericilerin bir sonraki salgına nasıl daha iyi hazırlanabileceklerini öğrenmelerini sağlarsa dünya, bir sonraki krizi tahmin etmek yerine yine son krizin planını yapacak.

Salgına verilen tepki; ülkelerin, şirketlerin ve uluslararası topluluğun genel dayanıklılığını güçlendirmek için 4 yönetişim fırsatı sunuyor. Bu fırsatlar arasında "risk etkilerine ilişkin bütüncül ve sistem tabanlı bir bakış açısına sahip analitik sistemler formüle etmek", "ulusal liderliği ve uluslararası iş birliğini teşvik etmek için yüksek profilli risk şampiyonlarına/savunucularına yatırım yapmak", "risk iletişimini iyileştirmek ve yanlış bilgilerle mücadele etmek" ve "riske hazır olma konusunda yeni kamu-özel ortaklığı biçimlerini araştırmak" yer alıyor.